12 Mayıs 2009 Salı

coban yildizi


isten cikip eve yururken aklimdaki tek sey ipod'uma eslik etmekti. yururken dusundum gun boyu post ettiklerimi, cok konusmustum, susmanin tam zamaniydi

susarken cankus'la program yapip sendromu yenmeye calistik anlik kafalarla.

taps'te biralari yudumlayip geceye yon vermek istedik...
arabayi beklerken duman istedim. tum geceki konusmalarimiza kulak verdigini dusundum yukaridakinin. bu gece hak ettigimi almaliydim diye kendimi inandirdim.
valeye odeme yapildi, kemerler baglandi, derin nefesler cekildi, alp'in konusmaya baslamasindan once.
ulan bu kadin mi duman'dan sarki isteyecekti.
cocuk inanmis...

kimseleri de takmadım
olsem değişmem
kimseyi tanımadım ben

senden daha güzel....

cigrindan cikan bir adam, sonsuz gerceklik. uzatmalarda gelen bir gol, hayata dair hissedilen sonsuz bir baglilik. kafada donen turlu senaryolar... cok uzun zaman sonra hissettigim sarkiyi caldirdim radyoda, cocukken inanirsiniz bu yalana. ben de bu gece inandim, cocuk gibiydim...

cila mi dediniz.
pazartesi sendromunun hakkini vermek gerekir.
kimine gore sendrom, bizim icinse haftanin en yalniz kalinabilen gunu.

yolu biraz daha mi uzatsak acaba.
duz devam edelim, duraktan sonra sag, yavaslayarak asagiya sarkilalim kardesim.
dur, dur, burada dur!!!

hadi al götür beni
hala benimmişler gibi
evime yurduma

taze meyve tatları
yağmurlarında

..........
taps touchdown arasında bir yerde...

sen her ne kadar kendini soyutlasan da, sifatlara burunsen de hayat kendinden vazgectigin kadar senindir. carklara kendini kaptirmis, ruzgarin estigi yone dogru sirtini vermis, samimiyeti yasayamiyorsan obur tarafta goruselim...
karsilasabilirsek:)

Hiç yorum yok: