15 Şubat 2010 Pazartesi

all-star slam dunk contest



hadi 88 gibi olmasi zor tamam da bu abeci herife de her sene vermeyin kardesim bu odulu. hat-trick hero oldu herif. we hate nate!!

edit: nate robinson'i o kadar sevmiyorumki, blogta fotosu olmasini bile kaldiramayacagimi anlayip, hat-trick fotosunu kaldirdim
we really hate nate!!!

14 Şubat 2010 Pazar

7 sene once bugun


bugunlere gelmemde istanbul'a yerlesmemin buyuk payi vardir. istanbul'a yerlesmemi ise gonulden destekleyen tek kisi vardi, sonra yok oldu. her 14 subat'ta onu animsarim, her izmir'e gittigimde ilk ona ugrarim hala.

bizon murat



asmalimescit’i cok severek eve cikmamin nedeni eski yapilarin yarattigi tarihi dokusu kadar burayi yuvasi bellemis insanlari ve gecmise dayanan hayatlarini merak edisimdir.

ilk samimiyet kurduklarim manav, tinerciler ve bezgin tayfasi oldu. kalan cevre sakinleriyle de merhabam var simdilik. aradigim ve icime sinen ilk hikaye ise iki hafta once patlak verdi.

kisin ilk karini atlatmis, pazartesinin yorgunlugunu sondurmek uzere eve dogru yol almistim ve on metre sonra kapisini acacagim apartman icin anahtarimi ariyordum cebimde. bana dogru gelen uzun boylu, sokakta yattigi belli ama yine de tanidik olan simayi secmeye calisirken yanimdan gecti.

pardon, sen gitarist misin dedi. olanca soguklugumla yok dedim. o zaman ressamsin dedi. tavrimi degistirmeden yok dedim

yanima gelip gozlerimin icine bakti. sende isik var, ben isiga gelirim yoldas diyince tanidim kim oldugunu. bildigin bizon murat’ti. siya siyabend’in cd’leri bunlar diye yillardir istiklal’i cinlatmis, sokagi evi kabul eden, herkesin crossing the bridge’ten hatirladigi o tok sesli adamdi.
kendimce yaziyorum demekle yetindim.

yaklasik bes dakika daha konusmaya devam ettikten sonra, musade istedim. sarildik, ben iki metre kalmis evimin yolunu tuttum, o da kendi tabiriyle beyoglu malikanesinin baska bir odasina gecereken dalga, dalga, dalga, dalgalarrrr… diyerek veda etti bana tam anlamiyla filmlerdeki gibi gecenin karanligina karisirken.

dun ve bugun de karsilastik. ayakustu lafladik. bugun aksam asagida adamin biri tinercinin uzerine yururken ortaya cikti bir anda super kahraman gibi. ikisini ayirdi ve hatirlayabildigim kadariyla sunlari soyledi

‘bu cocuklara zaten hayat vurmus, varolma cabasindalar. kalkip sen de ortada hicbirsey yokken bu cocuklara vurmaya kalkarsan ne olur dusunmuyorsun degil mi. bu cocuklar da bizim bir parcamiz, sizin gibiler inkar etse de…’ hem de karsisindaki adama kizmadan son derece saygili bir tonda.

onun gibi herseyi yakabilecek kadar, inandiklarim dogrultusunda yasayabilseydim bu hayati nasil olurdu diyorum kendi kendime bu adami tanidiktan sonra.

son sarkilari siya siyabend adresinde mevcut.

bizon murat’in asagidaki demeci de siya siyabend'in radikal gazetesindeki roportajindan alintidir.
"benim sokakta öğrendiğim tek şey; her şeyin değiştiği ve bu değişimin en çabuk sokaklarda fark edildiğidir. biz devrimci insanlarsak, anin devrimcisi olmamiz gerekiyor, kendimizi değiştirmeliyiz yani, içimizdeki nefreti, öfkeyi değiştirmeliyiz. bir de hiç fark etmez hangi yoldan gideceğin, yeter ki git o yoldan..."

11 Şubat 2010 Perşembe

yol

bazen yasam karanlik bir tunel gibidir
ben her daim isiklari kapatip oturmaktan zevk aldigim icinse hayat, yasandigi sure boyunca baslangicla bitisi kavusturan bir kopru gibidir sadece.
dere tepe, ana avrat duz gittikten sonra inandigim bir tabelaya uyup, o yone saptim.
simdi hayallerini kurdugum, iki tarafi agaclarla cevrili yoldan yuruyorum agir agir. once hayat, sonra huzur dolu.
gercekten hicbirsey yok!!!

5 Şubat 2010 Cuma

revolution is resolution


devrim nedir
maradona kimdir
peki ya che
ask var midir
cok sevmek mi yoksa ask mı daha iyidir
bunu ölçen bilmemnemetre midir
devrime ask girerse ne olur
askta devrim nasil olur...

maradona ve che'nin stencil'i dogum gunu hediyesi olarak gelirse ve bu salonun duvarina asılırsa, bir yerlerde guzel birseyler vardir.

8 Ocak 2010 Cuma

tual


biz, kendimizi
hep dusunmekten
ucuk bedenlerde hep yanilmaktan

biz
kendimizi
kaybettik...

asla degismeyecek bir yapi bu.
ismin hangi halinde cekimlensen de farketmiyor. birseylerin arkasina gizlenmis sorular kolaylikla bulunuyor. cozumu kolay olmuyor cunku soruyu soran tekil birinci sahis iken, cevaba ulasmak icin tume varman gerekiyor. varamiyorsun, her zaman varman gerekmedigi bilincini beynine kazimis olsan bile. varamadikca kendini yiyorsun.

6 Ocak 2010 Çarşamba

akarsudan hayatlar



arakarsunun debisinin yon verdigi dort hayat.

neresinden bakarsan, akarsunun denize dokuldugu yollar kesismese, asla bir araya gelemeyecek bir dortlu. tek ortak noktamiz hayata dokulme sekillerimiz.

suyun siddetine kulak asmadan, uzerinde sigabilecegi kadar kaya bulup, bunu kar sayip, o tasin uzerinde hayati seyreden bir adam. ekurinin ataturk’u. suyun hissedilen sicakligindan bihaber, tasin soguklugu iliklerinde ama yine de sonrasini dusunmuyor. Siz takilin ben iyiyim boyle diyor. kollari, diz kapaklarinin altindan, buzulmus bedeni sarmaliyor, basi altindan, yanindan, ustunden akip gitmekte olan su yonunde.

digeri, saatte 180 km hizla akmakta olan suya karsi halen kulac cirpmaya devam ediyor. karakterindeki yilginliga inat bicimde ofkeyle. uzerindeki islaklik su degil, ter. isyani devam ediyor. duzene, politikaya, aska… dunyada uzerinde konusulan ne kadar mevzu varsa hepsine.

ben suyun akis yonune birakmisim kendimi. nasil olsa sonunda hepimiz ayni yere dokulecegiz diyorum icimden. er ya da gec. kendi cabalarimla suyun beni yonlendirdigi kulvara sekil vermeye calisiyorum, o kadar. hayat dedim, inkar ettigim kadar benimdir.

akarsunun yardigi yesil vadi ise uzerinde kurumaya yuz tutmus giysilerle yuruyen dorduncuye kirmizi hali islevi goruyor. ıslakliktan sikilmis, kisa vadede kuru bir hayat yasamaya inanmisti. ucumuzu de suyun icinde farkli sekillerde gorebilen sadece oydu belki.

dordumuzun yolu gecen lerde tekrar kesiti. surpriz doluydu, hepimiz gote donmustuk. beraber raki icmeyi ozlemistik. borghetti ikram etti bize, sudan usuyen iliklerimiz icimizi isitsin diye. olmemistik hala.

simdi onlar dusunsun!!!

calis-hastalan-oku


yasamak icin calismak lazim
calismak icin de guc.
okumak iyidir
avelox adami iyilestirir.

gucsuzsen hastalanirsin
evde kitap okumaya vaktin olur
bu kadar.

fm 2010


2012nin temmuzu olmus herif hala ayni. bir oyun bu kadar gercekci olamaz:)

gokhan degirmenci



7 aralikta, kayseride, altay erciyes maci vardi.
20-30 altayli otobusle kayseriye gitmisti takima destek amacli, sumar'in onderliginde. surpriz bir isim eslik etmis. gokhan degirmenci.
herkesin gecen sene gs ile olan kupa macindan tanidigi, bizim ise penaltilarla elendigimiz iki kasimpasa macinda da kalede olan kisi. tasvir, igneleyici olabilir ama severim kendisini. su anda kayserisoirun yedek kalecisi. kalkmis maca gelmis. protokolde izleyebilecekken, altay'a ayrilan stadin en ucra kosesinde taraftarlar ile birlikte izlemis.
helal olsun, abileri gibi degildi zaten.

foto, yukselkisenkararsinay.org'tan. onlar da bu sene cok calisiyor.