25 Mart 2009 Çarşamba

mutfak

arano



körler sağırlar
birbirini ağırlar
biz de bunu yeriz
olmadı içeriz

24 Mart 2009 Salı

alsancak the revolutionary road



yasadigi bos ve sikici hayattan kacmak istedigini soyleyen ama kok saldigi rutin hayattan kopamayacak kadar tirsak ve garantici bir adam. gozleri kor, cehaletle cesaretin arasindaki ince cizgi uzerinde ip atlayan bir kadin. iki ayri dunyanin ayni cati altinda yasayan temsilcileri.

gecen ay izmir'de kuzenle benzer hikayeler uzerine kafa yormus, ataturk'un kadinlara verdigi secme ve secilme hakkinin aslinda surrealist bir duzenin anayasasinda degistirilemeyecek ilk madde olmasi gerektigi konusunda hem fikir olmustuk. secmek ve secilmek.
secemeyip, milyarlarcasinin arasindan sansli biri olarak gozlerini acmak. yillarca uzerinde tasiyacagin bir secilmis damgasi yiyip, o siyah cuhadan yapilmis torbanin icinde ikinci bir sansi beklemek. sonra da canina tak edip o siyah cuhada bir delik yaratip kendine ucsuz bucaksiz bir evrenin kapisini acmak.




filmin tek bomba karakteri yukaridaki resmin sahibi Michael Shannon.
37 elektrosok gorup, matematik zekasini kaybetmeyen, siyah torbanin en dibinde kalmaya mahkum olmasina ragmen, hayata kuser gibi yapan ama hayat ona sirtini donunce koca bir nah ceken John. filmdeki en karakterli, en anlasilabilir ve asagidaki demecin sahibi insan.

- do you know what i'm glad about?
- i'm glad that i'm not gonna be that kid.



film asagidaki sarkiyla bitse ben de dede gibi pause'a basardim. filmin son yirmi dakikasina girerken benim kulagimda calmaya baslamisti bile. Cranberries'in 98'deki bury the hatchet albumunden sarkinin adi sorry son. zamaninda cikmis bir album.

it was a long sad supper without you
i had to be cruel to be kind
we have to leave the past behind.

23 Mart 2009 Pazartesi

usanmadim



yanlis ayin delisi
bir omur terazisi
....

bugune ucak biletim vardi.
yepyeni bir hayata dair inise gececektim.
yarin da yepyeni bir hafta degil mi?

kahrolsun polyannizm yasasin rasyonelist duzen!!!

20 Mart 2009 Cuma

19 Mart 2009 Perşembe

harmancı giz kat 22



saat 6ya geliyor.
herkeste ayrı bir sıkıntı. atılıyoruz, tutuluyoruz, iç çekiyoruz, tüm bunlar sırasında çalışıyoruz da. başa gelen çekilir misali herkes odaya girince maskesini takmak zorunda. oglen yagan karın altından gunes çıkmış, haydi terasa. dolapta dünden kalma 33lük biram var. maskelerinizi merdivenin sonundaki sepete bırakabilirsiniz demeden herkes maskeleri çıkartıyor. işte bunu seviyorum.
temiz hava saolsun kafamızı açıyor. onbes dakikalık seansın ardından herkes dünyasına dönüyor.

mutluluk içimizde!!
neremizden girdiyse!!
sen soktun sen çıkar!!

18 Mart 2009 Çarşamba

snowflakes

"i never had idols, i didn't belong to a gang and i never wanted to be part of a scene. i'm jack, just jack"

bu demecten daha ötesi var mı?
hastayız aksanının, brit hop'unun, gelişine vuruşunun. kulaklardan dünyanın pasını alan snowflakes bugunlerde panzehir.



does your life sometimes feel like one big fake orgasm
a gut reaction
instinctive spasm in the chasm
do your problems metamorphose into rubiks cubes
keep twisting and turning
becoming more confused
do you sometimes feel like you've been used and abused
you're not visibly black and blue but on the inside bruised
does your love life leave you feeling kind of bemused
you've played all the games and you're no longer amused

sometimes it feels like i'm looking through a pain of glass
i can see your mouth move but can't hear the words!!!

16 Mart 2009 Pazartesi

izmir'den bank asya izlenimleri

geçtiğimiz agustos'un beş pazarından birinde yıldızburnu no15'te oturmuşuz. 62 puanı alan götürür, yasin'le merter'den, reha'nın dehalıgından, levent eriş'in maymunlugundan bahsediyoruz. üçüncü hafta görüşürüz diye takılıyoruz birbirimize, sonra tsyd'de boyumun ölçüsünü alıyorum ben. ulan bu sene de mi diyorum kendi kendime avni'ye çaktırmadan.

araya bir kupa maçı giriyor. maçtan çok sonrasında yaşanılanlar adından söz ettiriyor:)

üçüncü haftanın sonunda rahatlıyorum, bu sene geliyoruz diyorum. tabi maç öncesi konuşmalar da son derece önemli. ezeli rekabeti ebedi dostluga çeviriyoruz.



avni'nin kasımpaşa dönüşü crveza'da muhabbetin dibine vuruyoruz. bugün değişim başladı diyor. bıyık altından gülüyorum, uçur bizi feyyaz diyorum. onlar bana kıl oluyor, ben onlara.
zaten hikaye burada başlıyor. izmir'in sıkışmışlığında, semt sevdasına dayalı bu hissedişler, büyük hayallerinin peşinde kendine yepyeni dünyalar kurmak isteyen bizlerin her zaman yanımızda götürdüğümüz gerçeklerimiz.

deplasman anılarını paylaşmaya başlıyoruz ilk yarının sonuna dek.

-bolu'da pazar yerinin yanında çay iç diyor
-güngören deplasmandan sonra kanatçı haydar'da rakıya diyorum
-herifler forvetlerine obama diyorlar çok komik
-kartalda üç bira 8 ytl diyorum
ve en güzeli
KÖYLÜLER ÇAPAYA!!!

gecikmeli bir tahminle feyyaz 19. haftada yolcu. baba tahir diyorum, uçurur. uçmaktan helak oldum, bir yere inebilsem.

kıyamet 14 şubat gecesi kopuyor. sen git fix'e üç kafadar muhabbet sohbet, saolsun avni'nin deplasman kardeşi, çocukluk arkadaşı ahmet de katılıyor aramıza. sadece ilk kurdugum cümle sosyallik namına belirtiler gösteriyor "beyler bu kafada sizi değil evi bile zor bulurum" diyorum, hep beraber gülüşüyoruz. sonrası bank asya. koskoca dört saat izmir standartlarında güzel sayılabilecek bir mekanda bank asya konuşuyoruz. yasin aşağı, rıdvan yukarı, timuçin buraya, çakmaklardan sağ bek, kül tablalarından tek forvet. kaleci ufuk da çok kafa çocukmuş. nasıl çaktık ama kardşeim bugun.

4-6-0 ne sen bilir misin?
bize dört jack daha.
ulan adamlar pokere döndüler.
dört bira alalım biz.
çorba mı içsek
bu biralar da benden.
lan kel hizaya gel.

.....

dilekolay 26 hafta böyle geçti. çok da mattah bir periyod değil ama bizim ömrümüzden ömür gitti. şimdi paranoya dönemi başladı. iki takım da bu kadar iddalıyken seçim senesine denk gelmemiz çok kötü oldu bu en bariz gerçek. aziz koltugu akp'ye kaptırmasın diye tüm parayı bayraklara, otobüslerin ses düzenine harcıyor. çıkalım iki takım süper lige, bak nasıl şenleniyor izmir. akp diyarbarkır'da seçimi alırsa o zaman bittik işte. bir manisa, iki diyarbakır. ankaranın yolları taşlı. finalde altay-ksk. dönüş yolunda izmir nüfusu yarıya iner, bu çok gerçek. mahmut el at şu işe, yeter rize'ye, diyarbakır'a yardım ettiğin. korkaklığından maç sonuçlarımızı bile öğrenemez oldun!!!



daha kötü senaryolar da yok değil. hangimiz ilk altıya giremezsek biteriz. birimiz çıktı diğerimiz kaldı, o zaman da bu dostluk biter. önce çok ağlarız ama sonra çok güleriz. güler miyiz?
bak gülersen öldürürüm:)

son sekiz hafta.
lig böyle biterse çok kötü olur. detaylar aslında çok basit. başarıya giden yol çok açık. bir çarşamba günü daha ankara'da olmak istemiyorum artık. tahir bu takımı biraz silkelerse, yönetim son sekiz haftada varlığını hissettirir, takımı tek başına deplasmana yollamazsa, bu taraftar her zaman burada.

çap derken?

yalnızlıklar

ve benim gözlerim gördüklerimden yaratılmıştı
o yıllarda,
ellerim dokunduklarımdan.
dilimi sormayın,
konuşamadıklarımdandı
ve kanlı bir kitap gibi yatıyordu ağzımda



kimi zaman iç kanamalı bir şilep gibi
rakıya demirler yüreklerini..

H.A.T

13 Mart 2009 Cuma

dead man walking

bir gece de iki entry. ustelik dogaclama.
tarihe geciyoruz.
bu da ucuncu olsun, yukarisi selam dursun.